düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2024 Cumartesi

Gerizekalı Instagram

Yakın zamanda kişisel instagram hesabımda bir hikaye paylaşmıştım. Öncelikle hikayeyi paylaşma sebebimden bahsedeyim. Instagramda dolaşırken reklam içerikleri çıkabiliyor biliyorsunuz. Fakat bu reklamlar her zaman global veya ulusal firmaların veya satıcıların reklamları olmuyor. Küçük bir ilçedeki küçük bir işletmenin reklamı karşımıza çıkabiliyor. Ben buna tepki gösteriyorum. Tepki göstermemin sebebi kişisel bir rahatsızlığım değildi ilk zamanlarda. Örnek veriyorum bu kişi günde 30 müşteri alıyorsa o kadar müşteriden 300 lira kar alıyorsa bu işletmenin 5000 TL harcayıp Türkiye geneli bir reklam vermesi matematiksel olarak mantıklı değildir. Dışarıdan gelen müşteri beklentisi için öncelikle satıcının belli kaygılarından kurtulmuş olması gerekir.
Üstelik ben o hikayeyi paylaştıktan sonra reklam gösteriminde çılgın bir artış oldu. Ben de benimle alakasız bir konumdaki bir gıda dükkanı reklamı gördüğüm anda o hesabı engellemeye başladım.
Fakat gerizekalı instagram algoritması henüz durumun farkında değil.
Allah sonumuzu hayır etsin.

17 Nisan 2024 Çarşamba

Ne Diyeceğimi Bilemiyorum

Uzun süredir düşüncelerimi yazıya dökmüyorum. Ne zaman yazmaya çalışsam da üşendiğimi düşünüp aslında korkup vazgeçtim. Çünkü sanki yazmaya çalışırsam yazıdan ziyade fiziksel bir durum yaşayıp simsiyah bir şey kusacağım gibi hissettim.
Ne kadar dolu olduğumu anlatacak kelime bulamıyorum. İnsanlardan nefret ediyorum. Nefret etmemin sebebi bana zarar veriyor olmaları değil. Kendilerine verdikleri zarar. Çocuklarına verdikleri zarar. Dünyaya verdikleri zarar. Biz sapiensler olarak dünyaya yayılmış bir virüsüz. Kendimize en büyük kötülüğü biz yapıyoruz. Üstüne üstlük buna da bahane bulmakta çok iyiyiz. Bunun üzerine uzun uzun düşünmemiz gerekiyor...

15 Mart 2023 Çarşamba

Hayatın Anlamı 1

Hayatının anlamını aradığım yanılgısına kapılıyorum bazen. Bulduğumu bile bile bunu düşünmek bazen beni tedirgin etse de bazen hoşuma gidiyor. Çünkü hayatın anlamını aramak belki de bu dünyada yaşayacağımız en güzel duygulardan bir tanesi. Öyle ki, birçok ömür o yola bile giremeden heba olup gidiyor. 80-90 yıllık ömürler bile...
"Hadi ordan, hayatın anlamını bulmuşmuş. Kim kaybetmiş de sen bulacaksın? Hem yaşın ne başın ne?" diyebilirsiniz. Hakkınız da var. Buna net bir cevabım yok çünkü. Hayatın anlamı öyle anlatılacak bir şey değil. Bir yol izlersiniz, her yol ayrımında doğaçlama bir karar almanız gerekir. Her karar sezgilerinizi sınadığınız bir aşamadır. Bir süre sonra fark edersiniz ki artık takılmıyorsunuz. Hayatınız bir akış içerisine girmiş. Siz de bu akışın içerisinde kendinizi bulmuşsunuz. Amacınızı bulmuşsunuz. 
Hayatın amacı size ışık tutar. Size tutmakla kalmaz, sizi çevrenize ışık saçan bir fenere dönüştürür. Böylelikle bir mum değil, enerjisi hiç tükenmeyen bir lamba gibi hayatınızın sonuna kadar ışık dağıtmaya devam edersiniz.
Hayat amacı, aslında çok ilkel olabilir. Ama bizim bahsetmek istediğimiz, hayata renk veren, soluduğunuz havayı bile anlamlı kılan bir anlam vermek. Yoksa çok para kazanmak, ev araba sahibi olmak, en güzel en yakışıklı kişiyle evlenmek gibi hayat amaçları da olabilir. Fakat bunların hiçbiri bahsettiğimiz şeyleri sağlamaz. Para içinde yüzersiniz ama bir nefes alırsınız, sanki hava değil de civa soluyormuşsunuz gibi içiniz çöker. O zaman anlarsınız
hayatın anlamından ne kadar uzakta olduğunuzun.
Bu yol uzun, bu yol çileli. Sadece ne olup ne olmadığıyla ilgili bir giriş yapmak istedim. Eğer benimle yürümek isterseniz takipte kalın. Sevgi ve saygılarımla. Khantura

13 Mart 2023 Pazartesi

Akademiler Kurmalıyız

Akademi kurmalıyız. Ama şimdiki gibi duvarlarla çevrili, tahtalarla, metallerle dolu olan “akademi”ler değil. Sokrates’in akademisi gibi akademiler kurmalıyız. Derslerimizi çimenler üzerinde yapmalıyız. O zaman bile sıkılınca kalkıp yürümeye başlamalıyız. Ne yemekten ne barınmaktan, ne hayatta kalmaktan yana derdimiz olmalı. Sadece düşünmeli, düşünce üzerine düşünmeliyiz. Öğretici, öğrenci diye vasıflar da olmamalı akademilerimizde. Öyle yüksek kürsülerden ip gibi dizilmiş sıralara seslenmemeli insanlar. Herkes eşit olmalı, herkes özgürce konuşabilmeli. Tek üstünlük düşüncenin gücünde olmalı. Yeri gelmeli tek bir düşünce o insanın gücüne güç katmalı, yeri gelmeli gücünü elinden almalı… O kadar hassas bir konu olmalı ki bu, insanlar düşüncelerini geliştirmekten başka bir şeyle uğraşamayacak noktaya gelmeli. Düşünmeli, düşünmeli ve düşünmeli…

İşte böyle akademiler kurmalıyız.